Search This Blog

Thursday, January 12, 2012

Olumunun 22. yilinda seni unutmadik Cemal Sureya!


              Çok uzun emekler verir ilişkisini yürütmek için. Birinin kadını olmayı yüreği, beyni, ruhu o kadar zor kabul etmiştir ki, başka bir adama ait olmayı istemez. Erkek gibi, çorbanın tuzu eksik diye kavga çıkarmaz mesela, tam tersi, konuşmamız lazım der. Erkekler de en çok bu cümleye sinir olurlar. Ertelenir o konuşmalar, maç bitimine, yemek sonrasına ve daha birçok lüzumsuz şeyin ardına ötelenir.

              Kadınlar inatçıdır, hayata tutundukları gibi, aşklarına da sahip çıkarlar. Bu yüzdendir, konuşup derdini anlatma isteği, karşı tarafı ikna edene kadar uğraşırlar. Sonunda pes eder adam, bir ışık görür kadın, tüm derdini paylaşır. Genellikle ne cevap alır? Abuk sabuk konuşma! Gereksiz ve saçma gelmiştir adama anlatılanlar, hiç de üstünde durmamıştır. Yine bir sıkıntı, tatmin edilemeden geçiştirilir ve adam gün gelip bunların kendisine ok gibi döneceğini bilemez.

              Bir kadın şikayet ediyorsa, ya da erkeklerin deyimi ile vıdı vıdı ediyorsa; erkek bilmelidir ki, o ilişkiden hala ümidi vardır kadının. Yürütmek, birlikte yaşamak, sorunları çözerek mutlu olmak istiyordur. Daha önemlisi, o adamı hala seviyordur.

             Kadın susarak gider!

             En önemli detaydır, erkeklerin hiç anlayamadığı durum işte bu kadar basittir. O gün gelene kadar konuşan, kavga eden, tartışan kadın, kendini sessizliğe vermiştir. Ne zaman ümidini o ilişkiden kestiyse, o zaman sevgisi de yara almış demektir. Yüreğindeki bavulları toplamıştır, kafasındaki biletleri almış ve aslında bedeni orada durarak, ilişkiden çıkıp gitmiştir. Kadın, gerçekten gitmişse, çok sessiz olmuştur ayrılışı, kimse hissetmeden, kapıları vurup kırmadan gitmiştir. Her akşam eve geldiğinde, kapının açıldığını gören adam anlamaz ama bir kadın sessizce gider. Ne mutfağında yemek pişiren, ne yan koltukta televizyon izleyen, ne gece ruhunu kenara koyarak yatakta sevişmeye çalışan kadın, artık o kadındır. Bir kadının çığlıklarından, kavgalarından korkmamak gerekir, çünkü kadının gidişi sessiz ve asildir.

CEMAL SÜREYA

Muzigi iskenceye cevirme bicimi...

Eurovision’a Bonomo gidiyor, banane! Ortada daha cirkin iddalar var. Bu Eurovision dalgasi amatorlerin yaristigi ayni zamanda da ulkelerin yaristigi bir olay degil miydi? Yoksa buna da mi siyaset karisti! Hadise'den sonra neden hep kaba saba erkek gruplari gitti.. Dikkatinizi cekerim yillardir bir kez birincilik aldik oda Sertap Erener'di sanki (!). Vatanim, vatanimin degerli vatandaslari gene bir sansur, gene bir RTUK ve sansasyon yaratip "Kadin gidince seksi oluyor, icimiz hos oluyor" tarzi dangalakliklari yaptigi icin boyle oluyor.


Birakin kadinlarimizi da gitsinler, erkeklerden daha estetik dusunebiliyolar. Tabi bide onlerinde engel olmamali. Bakiniz Tansu Ciller hep ne derdi "Ya olucak ya olucak"... Eeee nerde? Gene adi yok kadinimizin. Bonomu istedigini istedigi sekilde yapabilicek mi? Sibel Tuzun'e neler yaptilar ne cabuk unuttuk biz bunlari. Semiha Yanki'ya basma elbise giydirip cikarmadilar mi? 


Turk milleti kadinina, sanatcisina, emekcisine sahip cikmadigi surece biz daha neler gorucez kim bilir. O yuzden Can Bonomo'ya hic yuklenmeyelim. Gelicek yil Suheyl ve Behsat Uygur kardesler bile dusunulebilir. Hazir olalim.